• https://www.facebook.com/hopabal
  • https://plus.google.com/u/4/+KafkasARICILIK
  • https://twitter.com/YAZICILARGROUP
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
YAZICILAR

YAZICILARBİLİGİSAYAR

HOPA İŞ MERKEZİ KAT:2 NO:114-115 Hopa / Artvin

Casper Bölge Bayisi ve Teknik Servisi Tel  :90 466 351 20 10 Faks:90 466 351 20 11

yazicilar@yazicilar.net

TSE Yetkisi Bulunan Teknik servis.Bölgemizde ,Yüksek miktarda ürünü bulunduran En eski ve Tek Bilgisayar firması.

İnternet Site Yapımı, Bilgisayar ve Bilgisayar yan ürünleri,Sarf Malzemeleri

Üretim

Bal Nedir, Nasıl Oluşur ?

Bitkilerden topladıkları nektar ve salgılardan bal yapan arıların 20 milyon yıldır bal ürettiği bilinmektedir.Balarılarından oluşan bir kolonide bir ana arı, on binlerce işçi arı ve yüzlerce erkek arı bulunur. Bunlar bir kovan içerisinde birlikte yaşarlar. Balarısı kolonisi tüm faaliyetlerini, kovan içerisinde, kendi vücudundan salgıladığı balmumu ile oluşturduğu peteklerde yürütür.

Nektar, genellikle çiçeklerden toplanan şeker, su ve bazı başka eser miktardaki maddeleri içeren ve arının bal kesesinde kovana taşıdığı sıvıdır.

Bal, arıların çiçeklerden topladığı nektarın, kendi vücutlarından salgıladıkları bir takım enzimlerle işlenmesi sonucu, dayanıklı, yoğun ve yüksek besin değeri içeren bir gıda maddesine dönüştürülmesi ile elde edilir.

450 gr. bal elde etmek için, 17.000 arı ortalama 10 milyon çiçeği ziyaret etmek durumunda kalır. Market raflarına 1 kg bal üretmek için arı kolonisi dünyanın çevresini 6 kez dolaşacak kadar uçmak durumunda kalır. 

BAL HAKKINDA

İnsanlık tarihinin en eski besin maddelerinden biri olan bal, yüzyıllardır şifa veren ve lezzetli tadıyla sevilen bir besin maddesi olmuştur. çok eski yıllarda bile çeşitli yaraların tedavisinde yada iç hastalıkların iyileşmesinde kullanılan bal, insanların ilgisini çeken ve gizemini koruyan bir besin maddesi olmaya devam etmiştir.Günümüzde balın faydalarını araştıran ve bir çok önemli sonuca ulaşan bir çok bilim adamı aynı sonuca varmıştır. Doğal bal eşsiz bir besin maddesidir.


Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Nektar bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde sakkarozu inversiyona uğratarak früktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürür ve fermantasyonun meydana gelmesini önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvama gelir.

Balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Balın kokusu, çiçeklerdeki aromalı volatin yağı verir ki bu aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır. Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. Örneğin ½ kg ham nektarı toplamak için 900 arının bir gün boyunca çalışması gerekir. Toplanan bu nektarın ise ancak bir kısmı bala çevrilebilir. Çiçeklerdeki nektardan elde edilen balın miktarı tamamen getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır. 

Balın İçeriği:


Balın ilk akla gelen özelliği tatlı olmasıdır. Bunun sebebi balın içindeki üç şekerdir. Üzüm şekeri (% 34), Sakroz (%2) ve levulose (Meyve şekeri % 40 ) bundan başka balın % 17 ‘si su geri kalan % 7 lik bölümü ise demir, sodyum, sülfür, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, albumin, dekstril, nitrojen, protein ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini ise bu % 7 lik karışım belirler. (Murray Hoyt,The World of Bees,Coward Menann Inc,NewYork,s 181)
Ayrıca bal içerisinde on beş şeker tespit edilmiş olup bunlardan bazıları şunlardır. früktoz, glikoz, sakkaroz, maltoz, izamaltoz, erloz, kestoz, melezitz ve rafinozdur. Genel olarak früktoz şekeri diğerlerinden farklıdır.


Balı bildiğimiz şekerden ayıran çok önemli bir fark vardır. Şeker ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışırken bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Dolayısıyla bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı biçimde faydalanacağı şekilde tasarlanmış bir gıdadır. Ilık su ile karıştırılan balın birkaç dakika içinde vucuda enerji verdiği tespit edilmiştir.
Balın içinde minerallerin, şekerlerin ve birçok vitaminin yanısıra az miktarda bir takım hormonlar, çinko, bakır ve iyot da vardır

 BALIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

  • · Bal higroskopik bir madde olup havadan nem alma özelliğine sahiptir. Havada %58 rutubet olduğu zaman balda su miktarı %17,4 civarında olur.
  • · Viskozite; akıcılığa karşı koyma özelliğini ifade eder. Buna balın bünyesi de denir. Ağır bünyeli bir balın akıcılığı yavaş yani viskozitesi yüksek olur. Viskozite balın içerisindeki su miktarıyla yakından ilgilidir.
  • · Balın özgül ağırlığı içerisindeki su miktarı ve sıcaklığa göre değişmektedir. 200°C de balın özgül ağırlığı 1.4225 bulunmuştur.
  • · Kırılma Sayısı; Refraktometre ile ölçülür. Sıcaklık önemli rol oynadığından bu işlemde 20°C de yapılır ve balın içindeki su miktarı tayin edilmektedir.
  • · Renk; Balın bir optik özelliği olan renk değişiklik gösterir. Bal renksiz durumdan koyu kırmızıya kadar değişebilir.

 BALIN BİLEŞİMİ


Genel olarak balların toplandığı değişik bitki kaynaklarına göre farklı aroma, tat, renk, yoğunluk ve kristalizöyle öyleeye sahip oldukları tespit edilmiştir. Aynı şekilde ballarda akıcılık kimyasal bileşimi, şekerler, rutubet, enzimler, vitaminler, asitler, kollaidal maddeler ve bileşimi bilinmeyen maddeler bakımından değişik oldukları bildirilmişlerdir.

Baldaki asitler


Uzun yıllar bal içerisinde sadece formik asit bulunduğu fakat analiz metotları geliştirilince asetik, buturik, sitrik, kaproik, laktik, formik, malik, okzalik, suksiniletannik, tartari ve velarikasidlerin varlığı tespit edilmiştir. Balın pH'sı 3,29-4,87 arasında değişmektedir. 

 Baldaki enzimler


Çeşitli araştırıcılar balda diyastaz veya amilaz, invertaz, katalaz, oksidaz, fosfataz enzimlerini bulmuşlardır. Bu enzimlerin bir kısmı bitkiden gelmekte bir kısmı ise arının başındaki bezlerden salgılamaktadır. 

Baldaki vitaminler


Eskiden bal içerisinde vitamin olmadığı veya çok az olduğu kanaati hakimdi fakat kimyasal ve biyolojik araştırma metodları geliştirildikten sonra bal içerisinde çeşitli miktarda, tiyamin, riboflavin, askorbik asit, pirisdoksin, pantotenik asit, niyasin ve az miktarda biyotin, folik asit tespit edilmiştir.

Baldaki minareller


Bal içerisindeki minarellerin miktarı %0,02 ile %1,0 civarındadır. Bu minareller Potasyum, klor, kükürt, kalsiyum, sodyum, fosfor, magnezyum, silis, demir, mangan ve bakır’dır. Bunlar içerisinde potasyum, kalsiyum ve fosfor fazla bulunmaktadır.

Baldaki proteinler


Çeşitli araştırmacılar bal içerisinde az miktarda albuminoidlerin ve protein yapı taşları durumunda olan amino asitlerin olduğunu tespit etmişlerdir...


Tedavide Kullanım Alanları


Özellikle kapanması zor, enfeksiyon kapmış yatak yaralarına uygulanıyor. Balın içinde doğal olarak bulunan hidrojen peroksidin bakteri oluşumunu engelliyor ve mevcut bakterileri de öldürüyor

KESTANE BALI


Fagaceae familyasının ballı olarak bilinen üç türünden biridir. koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır. yaklaşık 30 metre yükseklikte olan dalların çiçeklenme zamanı haziran ve temmuz aylarıdır. bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar. arılar kestaneden nektar toplarken tozlaşmayı da sağlayarak kestane üretimine katkı da bulunurlar. bitkinin balı da meyvesi gibi koyu kahve renklidir. kristalleşmesi yavaştır, kristalleştiği zaman çok ince granüller oluşturur. araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle b.hemolotik streptecoc’lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. b ve c vitaminleri açısından zengin olan fer kestane balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar. fer kestane balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir. özellikle mevsim değişikliklerinde bol miktarda kestane balı tüketilmelidir. 

ÇAM BALI


Ülkemizin akciğeri sayılan zengin orman bölgelerinin doğal ürünüdür.
Fer Çam balı diğer balların aksine çiçeklerden toplanan nektarlardan değil, arıların çam ağaçları üzerinde oluşan reçineleri işleyerek elde ettikleri salgı balı türüdür. Öncelikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde üretilir. İlkbahar - sonbahar aralıklarında işlenir. Koyu bulanık kahverengi renkte, keskin bir tadı ve çam ağacına özgü rayihası vardır. 
Çam balının solunum yollarına, sindirim sistemine olan olumlu etki ve faydaları tıpta kabul görmüştür. Her sabah bir bardak ılık su ile karıştırılarak aç karnına içildiğinde, kilo verdirme özelliğine sahiptir. 

YAYLA BALI


Çiçek florası bol olan, Türkiye’nin en verimli, yüksek yayla ve meralarında karma kır çiçeklerinden elde edilir. Açık kehribar renkte hoş bir rayiha ve keskin tadı olan bu bal, kahvaltıların olmazsa olmaz denile bilecek bal çeşididir. Bir - iki çorba kaşığı Fer Yayla Balı günlük enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılamaya yeterli ve sinir sistemini güçlendirmekte gereklidir.

KEKİK BALI


Kekik balı, bal çeşitlerinin arasında en özellikli olanıdır. Saf kekik otundan öz toplayan arıların ürettiği şeffaf, kekik kokulu, buruk tatlı bir baldır. Karaciğer başta olmak üzere mide, astım ve egzema hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Ege, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin yüksek rakımlı yaylarındaki kekiklerin nektarını içeren ballardan özenle seçilen Kekik balları, sizlerin damak zevkine sunulmuştur.

NARENCİYE BALI 


Narenciye Balı Akdeniz yöresine özgü bir baldır. Narenciye ağaçları Nisan ayında çiçeklenir, meyve kabuklarında eterik yağ vardır. Narenciye ağaçlarından gelen nektar akışı üç hafta kadar sürer ve bol miktarda olur. Narenciye balının yüksek düzeyde kalsiyum fosfat ve demir fosfat içerdiği saptanmıştır. Narenciye Balı açık sarı renkte ve akışkandır. Ağaçlarına özgü rayiha ve seçkin lezzeti vardır, bol miktarda C vitamini içerir. Karaciğere olan olumlu etkisi bilinmektedir. Uzmanlar tıbbi açıdan da narenciye balına önem verilmesi gerektiğini kaydetmektedirler. Sinir yatıştırıcı, kramp çözücü özellikleri nedeni ile sinir hastalıklarında kullanılır.

Kaynak: Levent YAZICI